08-08-2009, 03:35 AM
Uzaklarda bir ülke vardı. Mevsimlerden kıştı ve her yer karla kaplıydı. Kraliçe, sarayın en kötü odalarından birinde bir yandan nakış işliyor bir yandan da soğuktan tir tir titriyordu. Titreyen elleriyle ipi iğneye geçirmeye çalışıyordu ama bir türlü geçiremiyordu. Eli o kadar çok titriyordu ki iğneyi yere düşürdü.
- Lanet olsun! İki saattir şununla uğraşıyorum. Neymiş, beceriksizin tekiymişim. Bir nakış bile işleyemezmişim. Yapacağım, beceriksiz olmadığımı göstereceğim.
Kraliçe iğneyi almaya çalışırken, iğne parmağına battı ve yere üç damla kan damladı.
- Hey Allah’ım! Bir iğne batmadığı kalmıştı. İnşallah teni kar gibi ak, yanakları elma gibi al, saçları da kömür gibi kara(!) bir oğlum olur, annesinin her dediğini yapar, kraliyetin başına geçer de ben de bu mıymıntı kraldan kurtulmanın bir yolunu bulurum.
Bu olaydan kısa bir süre sonra kraliçe bir çocuk dünyaya getirdi. Bu çocuk teni kar gibi ak, yanakları elma gibi al, saçları da kömür gibi kara bir kız çocuğuydu. Oysa kraliçe erkek çocuğu olmasını isterdi. Bu yüzden de bu kızı hiç sevemedi. Kral ona Pamuk Prenses adını verdi.
…
Kraliçe’nin garip bir huyu vardı. Her gün odasındaki sihirli aynanın karşısına geçer, saatlerce kendini seyreder ve sonunda, “Ayna, ayna söyle bana, en güzel kim bu dünyada” diye sorardı. Ayna da “sizsiniz kraliçem” derdi. Ayna sabah akşam bu soruyu duymaktan bıkmıştı. Ama çöpe gitmemek için sabrediyordu. Kraliçenin her gün aynı soruyu sormaktan bıkmamasına hayret ediyordu.
…
Pamuk 14 yaşına geldiğinde, bir gün Ayna şöyle dedi,
- Üzgünüm kraliçem ama artık sizden daha güzel biri var. Pamuk.
- Ne! Bu olamaz, imkansız!
Kraliçe ayağındaki terliği çıkardığı gibi aynaya fırlattı. Ayna terliğin çarptığı yerden çatladı.
- Ne var be! Ben ne yaptım? Sanki ben mi dedim kraliçeden daha güzel ol diye?
- Sus yoksa terliğin diğer teki de geliyo…
…
Kraliçenin gözüne öfkeden uyku girmiyordu artık. Oldum olası sevemediği kızının kendinden daha güzel olmasına dayanamazdı. Bir gün sarayın avcısını yanına çağırdı.
- Pamuk denen o Naylon Prensesi ormana götür ve orada öldür. Öldürdüğüne kanıt olarak da kalbiyle ciğerini sök, bana getir.
Diyerek bir kahkaha attı. Avcı ne diyeceğini bilemedi. “Böyle bir şeyi nasıl yapabilirim ki!” diye düşündü. Ama kraliçenin emrini de yerine getirmek zorundaydı.
Beğeni toplarsa Naylon Prenses ve Cüceleri 'nn 2-3-4-5 ve 6. bölümlerinide sırasıyla sizlerle paylaşacağim ! x)
- Lanet olsun! İki saattir şununla uğraşıyorum. Neymiş, beceriksizin tekiymişim. Bir nakış bile işleyemezmişim. Yapacağım, beceriksiz olmadığımı göstereceğim.
Kraliçe iğneyi almaya çalışırken, iğne parmağına battı ve yere üç damla kan damladı.
- Hey Allah’ım! Bir iğne batmadığı kalmıştı. İnşallah teni kar gibi ak, yanakları elma gibi al, saçları da kömür gibi kara(!) bir oğlum olur, annesinin her dediğini yapar, kraliyetin başına geçer de ben de bu mıymıntı kraldan kurtulmanın bir yolunu bulurum.
Bu olaydan kısa bir süre sonra kraliçe bir çocuk dünyaya getirdi. Bu çocuk teni kar gibi ak, yanakları elma gibi al, saçları da kömür gibi kara bir kız çocuğuydu. Oysa kraliçe erkek çocuğu olmasını isterdi. Bu yüzden de bu kızı hiç sevemedi. Kral ona Pamuk Prenses adını verdi.
…
Kraliçe’nin garip bir huyu vardı. Her gün odasındaki sihirli aynanın karşısına geçer, saatlerce kendini seyreder ve sonunda, “Ayna, ayna söyle bana, en güzel kim bu dünyada” diye sorardı. Ayna da “sizsiniz kraliçem” derdi. Ayna sabah akşam bu soruyu duymaktan bıkmıştı. Ama çöpe gitmemek için sabrediyordu. Kraliçenin her gün aynı soruyu sormaktan bıkmamasına hayret ediyordu.
…
Pamuk 14 yaşına geldiğinde, bir gün Ayna şöyle dedi,
- Üzgünüm kraliçem ama artık sizden daha güzel biri var. Pamuk.
- Ne! Bu olamaz, imkansız!
Kraliçe ayağındaki terliği çıkardığı gibi aynaya fırlattı. Ayna terliğin çarptığı yerden çatladı.
- Ne var be! Ben ne yaptım? Sanki ben mi dedim kraliçeden daha güzel ol diye?
- Sus yoksa terliğin diğer teki de geliyo…
…
Kraliçenin gözüne öfkeden uyku girmiyordu artık. Oldum olası sevemediği kızının kendinden daha güzel olmasına dayanamazdı. Bir gün sarayın avcısını yanına çağırdı.
- Pamuk denen o Naylon Prensesi ormana götür ve orada öldür. Öldürdüğüne kanıt olarak da kalbiyle ciğerini sök, bana getir.
Diyerek bir kahkaha attı. Avcı ne diyeceğini bilemedi. “Böyle bir şeyi nasıl yapabilirim ki!” diye düşündü. Ama kraliçenin emrini de yerine getirmek zorundaydı.
Beğeni toplarsa Naylon Prenses ve Cüceleri 'nn 2-3-4-5 ve 6. bölümlerinide sırasıyla sizlerle paylaşacağim ! x)
